Tüketici sektörlerin gereksinimleri ve beklentileri doğrultusunda işlenen ham demirden üretilen çeliğin hem sağlam hem de dayanıklı yapıya sahip olması gerekiyor. Bu husus ise “Dünyanın en kaliteli çeliği nerede?” sorusunu akıllara getiriyor. En sağlam çelik üreticisi olarak rakiplerine açık ara fark atan ülke İsveç oluyor. Bölgedeki zengin rezervli maden yataklarından çıkarılan demirin; kükürt ve fosfor bileşenlerini içermeyen bir yapıya sahip olması hammaddenin kalite standartlarını yükseltiyor. Otomotiv sektöründe önemli konumda bulunan Volvo markasının kurulduğu, sağlam ve dayanıklı çeliğin işleyicisi İsveç hem yakıt tasarruflu hem de uzun süre çalışma performansıyla öne çıkan iş makinelerinin de mucidi oluyor.
Sektöre damgasını vuran diğer ülkeler ise sırasıyla Çin, Hindistan ve Japonya olarak ifade ediliyor. Çin kendi tüketimini fazlasıyla karşılamasının yanı sıra dünyanın da önde gelen ithalatçıları arasında yer alıyor. DRI üretiminde gaz tabanlı işçilik teknolojisini artıran Hindistan ise faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 34’ünü bu yöntemle gerçekleştiriyor. Direkt İndirgeme Prosesleri adı verilen DRI teknolojisi; erime noktasının altına inen demir cevherinden oksijeni uzaklaştıran bir modül olmakla birlikte yüksek oranda metalik içerikli katı ürünleri açığa çıkarıyor. Bu sayede hem verimlilik politikalarını, hem de maliyet ekonomisini başarıyla yürütüyor. Çin ekonomisine rakip pazar şartlarını yükseltmeyi hedefleyen Japonya ise ülkenin 4. büyük demir-çelik şirketi Nissin Stell Co. ile Çin’e takip konumda yer alıyor.
Türkiye, dünyadaki bu fotoğraf içerisinde ancak teknoloji ve inovasyon ile yeşil çelik talebini karşılayacak ve AB Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Anlaşması çerçevesindeki uygulamalarla uyumlu üretim yaparak küresel çelik pazarında sürdürülebilir üretim yapan üretici ülke haline gelerek fark yaratabilir ve rekabetçi gücünü artırabilir.